SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI ÇERÇEVESİNDE I. DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA Kİ İNGİLİZ PROPAGANDA FAALİYETLERİ
( BRYCE RAPORU )
Asırlarca Millet-i Sadıka” olarak adlandırılan Ermenilerin sözde Türkler tarafından soykırıma tabi tutuldukları suçlamaları sadece Tarih ilmi açısından değil günümüzün siyasi arenası ve de Türkiye’ye yöneltilen parçalama politikası bakımından büyük önem taşımaktadır.
Günümüzde Ermeni iddialarını ihtiva eden belgeler incelendiğinde bunların resmi belgelerden çok yazanın adının bile belli olmadığı tarihle uyuşmayan ve de sözde anı niteliğinde gazete kupürlerinden ve de kitapçıklardan oluştuğu görülür.
Ermeni iddialarının bu noktaya gelmesinde hiç şüphesiz kaynak rolünü oynayan önemli bir membaa olarak İngiliz propaganda bürosu dikkati çekmektedir.
Bu ufak yazımızda İngilizlerin ünlü Wellington House adlı propaganda evinden söz etmeye çalışacağız. Bu makale sadece İngiliz Propagandası için kaleme alınmasına rağmen I. Dünya Savaşı sırasında ve ondan önceki misyoner faaliyetleri de unutulmamalıdır. I. Dünya Savaşına İngiliz ve Misyoner propagandası birlikte yürümüş ve hatta birbirlerini desteklemişlerdir.
Savaş boyunca İngiliz propagandası, İngiltere Dış işleri Bakanlığının kontrolündeydi. Bakanlık 1914 yılında Wellington House’a bağlı olarak “War Propaganda Bureau” yani Savaş Propaganda Bürosu’nu kurdu. Bu büronun başına ise C. F. Masterman getirilmişti.
Wellington House İngiliz Hükümetinin ve akademisyenlerinin en yeteneklilerini bünyesinde topladı. Bunlar arasında ünlü tarihçi Arnold Toynbee’de bulunmaktaydı.
Önemli bir teşebbüs olan Wellington House’da 1917 yılında 54 kişi çalışmakta idi ve bu büro 1915 yılının haziran ayında ki raporuna göre kuruluşunda bu yana iki buçuk milyondan fazla sahte belge yayınlamıştı. Şubat 1916’da ise bu rakam yedi milyona fırlamıştı.
I. Dünya Savaşında ki İngiliz Propagandasının odak noktası Amerika Birleşik Devletleri idi. Çünkü Amerika potansiyel gücü ve de geniş iaşe kaynaklarıyla, İngiltere’ye, Almanya karşısında önemli bir destek olabilirdi. Bu bakımdan Amerika da Alman düşmanlığı kışkırtılmalı ve de Hıristiyanlık duyguları kışkırtılacak biçimde bir Türk barbarlığı düşüncesi yayılmalıydı. Amerikan halkını kışkırtacak bu olay hükümetin savaşa girmesinde önemli bir rol oynayacaktı. Ayrıca savaş sırasında Avrupa da ki haberler sadece İngiltere’nin sahip olduğu ve Atlantik Okyanusunun altından geçen telgraf hattı sayesinde Amerika’ya ulaşabiliyordu. İşte bu bakımda İngilizler istedikleri bir biçimde propaganda yapabilirler ve sansür uygulayabilirlerdi.
Başlangıçta bu propagandadan ne Avrupa’nın ne de İngiliz halkının haberi vardı. Gizli olarak yürütülen çalışmalara Amerika da ki İngiliz yanlıları destek vermekte idi. 1917 senesinde söz konusu propaganda belgeleri 170 bin Amerikalının adresine teslim ediliyor ve de çoğaltılıyordu. Ayrıca 555 Amerikan gazetesine Wellington House’ın yardımıyla belgeler sağlanıyordu. Tabi ki bunların propaganda belgeleri olduğun Amerika da bu işleri yürüten İngiliz Parlamento üyesi Sör Gilbert Parker’dan başka kimse bilmiyordu.
İngiliz Propagandası’nın ana hedefinin Almanlar olmasına rağmen Türkler de baş düşmanlardan olarak vurgulanmaktaydı. Bunun sebebi İngilizlerin müttefikleri Fransa ve Rusya ile savaş sonrası için Osmanlı İmparatorluğunun paylaşılması konusunda anlaşmış olmalarıydı. Bu yüzden İngiliz Propaganda belgelerinde Osmanlı yönetiminden bir felaket yönetimi olarak ve de Türklerden de kan içici tiranlar olarak söz ediliyordu. Bu propaganda Avrupa’nın kendi halklarının tepkisine yol açmaksızın Türk topraklarını kolayca kolonileştirmesini sağlayacaktı. Rusya’nın Yahudi Düşmanlığı Amerikan Kamuoyunu menfi olarak etkilediğinden ittifakın bozulmaması için ortaya daha korkunç gözüken bir canavar çıkarmak gerekliydi. İşte bu canavarlık işi için Türkler seçildi. Türkler üzerinde yoğunlaşılması için bizzat Lloyd George İngiliz Propaganda bürosuna emir verdi. Türklerin çağdaş dünya için bir tehdit oldukları vurgulanmalıydı. Eğer Türkiye’nin mevcut şekli ortadan kalkarsa Almanya’nın savaşa girmesindeki önemli bir neden olan “Doğuya Hamle” politikası etkisiz kalacaktı.
Bir uzman olan Arnold Toynbee’ye anti-Türk propagandası için yazarlar hakkında fikirleri soruldu. O da detaylı bir liste oluşturdu. Liste de Mark Skyes gibi Orta Doğu üzerine çalışmış Profesörler bulunmaktaydı. Arnold Toynbee’de bizzat Ermeniler üzerine çalışmayı istedi.
Ermenilerin katledildiği iddiaları mesnetsiz olduğu için bizzat Profesörler tarafından iftira belgeleri hazırlanıp Amerika da ki gazetelere gönderildi.
Türk ve Almanlara yönelik karalayıcı malzemenin pek çoğu savaş sonrası İngilizler tarafında yok edildiğinden şuan Türklerle ilgili 37 tane kitapçık ve broşür kalmıştır. Profesörler tarafından yazılan belgelerin tamamen hayal ürünü olan bahisleri arasında Türklerin bin beş yüz yıldır, Ermenilerde dâhil olmak üzere, hâkimiyetleri altındaki halkları katledip topraklarını da yakıp yıktıkları konusu işlenmekteydi. Bu belgelere göre Türkler: ”Hıristiyanlıktan nefret eden kan içici Müslümanlardı ve de Ermenileri büyük çapta katl ile tecavüze uğratıyorlardı. Almanlarda Şeytan Türklerin iş ortağıydı. Ermeniler ve bütün Osmanlı tebaası (!) kurtuluş için İngilizleri beklemekteydiler.”
Wellington House’ın Türklere çamur atma kampanyasındaki en önemli eseri şüphesiz ki Bryce Raporu idi.
Bu rapor İngiliz hükümetiyle bağlantısını hiç gizlememiş, ancak İngiliz hükümeti de bu raporun kendi propaganda kolu tarafından yazıldığını hiçbir zaman itiraf etmemiştir.
Viscount Bryce Amerikalılara yönelik propaganda için seçilmiş bir yazardı ve 1888 yılında yazdığı “Amerikan Tarihi” adlı kitabıyla bu ülkenin kamuoyunda önemli bir beğeniye sahip olmuştu.
Bryce’ın Türklere bakış açısı hiçte olumlu değildi. En adi iftiraları rahatça sıralayabiliyordu:
“Türkler son bin beş yüz yıldır insanlığa bu derecede etkisi bulunanların en kötüsüdür. Geçen yüzyılda seçkin bir Avrupalı tarihçinin söylediği gibi Türkler ele geçirdikleri yerleri mahveden bir soyguncular çetesinden başka bir şey değildir.”
Bu yazar sanki Türk tarihi konusunda bir uzmanmış gibi en adi iftiralarını sıralayabiliyordu. Türkler hakkındaki görüşleri göz önüne alınacak olursa, Viscount Bryce’ın kaleme aldığı “The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire”(Osmanlı İmparatorluğunun Ermenilere Davranışı) adlı kitap bizlere dehşet verici gelmez. Ancak aşağıda bahsedeceğimiz gibi bu kitaba yazarın katkısı birkaç görüş ve de yazar olarak adını vermekten ibaret kalmıştır.
Yazar, kitabının girişinde kendisine destek olan Arnold Toynbee’ye teşekkürü ihmal etmez. Ancak tüm bunlar bir düzmeceden başka bir şey değildir. Propaganda ofisi için çalışan ve bu ofis tarafından desteklenen Arnold Toynbee bu kitabın gerçek yazarı olan zattır. Kitap İngiliz hükümetinin propaganda çalışmalarının bir parçasıydı.
Ermenilere uygulanan vahşetlerin anlatıldığı bu kitap Bryce’ın Belçika’da ki Alman Vahşetinden bahseden ve tarihçiler tarafından şüpheyle karşılanan kitabının bir devamı idi. Türklere iftiralar atan bu kitap tamamen Arnold Toynbee tarafından edite edilmişti. Kullanılan teknik Belçika’da ki Alman vahşetinden bahseden raporun aynı idi. Kaynaklar, şahitlikler anonimdi ve kimin tarafından ne zaman söylenildiği ya da tanık olunduğu bilinmiyordu. Almanları suçlayan rapordaki göz oyma, hamile kadınların karınlarını deşip doğmamış bebeklerini süngüye geçirme gibi vahşi suçlar Türkleri iftira çukuruna atmak için tekrar kaleme alınmıştı. Tarihin garip bir tesadüfüdür ki bu vahşi eylemleri Türkler Ermenilere değil, Ermeniler Türklere uygulamakta idiler.
Toynbee’nin ilave kitaplarıyla beraber Bryce Raporu iyi planlanmış İngiliz Propagandasının bir ürünü idiler. Bu raporlar Amerika’yı savaşa sokmak için yayınlanıyor, Türklere karşı bir düşmanlık ve de ön yargı yaratıyordu.
Almanlara karşı yapılan propaganda İngilizler tarafından “savaş sırasında mubahtı” denilerek yalanlanırken ne yazık ki Türklere yönelik nihai hedeflere henüz ulaşılamadığı için Ermeni iftiraları İngilizler tarafından yalanlanmadı ve hala da yalanlanmamaktadır.
Bu raporda da sözde kişilerin zarar görmemesi içim adları verilmiyor, sadece “bay x” gibi takma adlar kullanılıyordu. Amerikan Misyonerleri baş şahitler olarak bu raporlarda kullanılmış idiler. Mevcut 150 sözde soykırım şahitliğinin 59’u Misyonerler tarafından yazılmıştı. Geri kalanların 52’sini Ermeniler ve de kimliği bilinmeyenler sözde kaleme almıştı. H. C. Peterson’un deyimiyle: “Bryce Raporu yargısız infazın en uç örneği idi.”
Bryce Raporunu okuyanların, bu raporun Ermeni ihtiraslarına ne kadar bağlı olduğunu anlama şansları yoktu. Rapor için Ermeni Patriği tarafından kaleme alınan yazılar “güvenilir bir kaynaktan alınan bilgilere göre” olarak isimlendiriliyordu. En iğrenci ise söz konusu ettiğimiz bu 150 kaynağın 7’sinin “Ermeni Taşnak Partisi” tarafından kaleme alınmış olmasıdır. Diğer dokümanlar ise Ermeni Taşnak Partisi sempatizanları tarafından kontrol edilen gazeteler ile Bogos Nubar Paşa gibi Ermeni Bağımsızlık Hareketi Temsilcisi politikacılar tarafından sağlanıyordu. Raporda yazılanları 14’ünün yazarı bile bilinmiyordu. Kuşkusuz böyle bir rapor en açık bir iftira belgesi olarak araştıranların karşısına çıkıyordu. Türkleri koruyup onların haklılıkların ispatlayacak kimse ortada gözükmüyordu.
Toynbee kendi ismini kullanarak Türklere karşı üç kitap yazmıştı. Bunlar: “Armenian Atrotities: the Murder of a Nation”, “The Murderous Tyranny of the Turks” ve “Turkey: a Past snd a Future” adlı kitaplardı.
Birinci kitapta Bryce Raporunda kullandığı delil ve kanıtları özetlemiş, ancak iddialarını doğrulamak amacıyla “Kahire’den telgraflar ” veya “New York’taki Ermeni Yayınlarına gelen mektuplar” gibi kanıtlar kullanarak bütün suçu Almanlara yüklemek için büyük çaba harcamıştır.
Üçüncü kitabında ise Almanları Ermenilerin ölüm emrini vermekle suçlamamış; ama tüm kargaşayı yaratanları onlar olduğunu ifade etmiştir. Kitapta yer alan bir harita Toynbee’nin akademik kalitesini göstermesi bakımından önemlidir. Bu haritada söz konusu olan Doğu Anadolu’nun nüfusunun tümünün Ermenilerden müteşekkil olduğu iddia ediliyordu, ama aslında bölgede yaşayan halkın dörtte üçü Müslüman’dı.
Gerçekten Türklerin Ermenileri katlettiği safsatası kabul edilse bile söz konusu propaganda yayınlarındaki Ermenilerin Türkleri katlettiğine dair haberlerin yokluğu bile bu yayınların özellikle taraflı ve seçilerek hazırlandığını aklı başında dimağlara kanıtlamaya yetmektedir. Yayınlandığı sıralarda Amerikalıların ve İngilizlerin okuduğu haberlerin hepsi ve de şuan ermeni iddialarının dayandığı belgelerin tamamına yakını Misyonerler ve de İngiliz Propagandacıların kaleme aldığı raporlardan ibaret iftiralardır.
Önemli olan bir konu da Türklere yapılan İngiliz Propagandasına ve bunların amaçlarına hiçbir yayında etraflıca değinilmemiş olmasıdır. Almanlara atılan iftirayı anlatan yayınlar çıkarken, ucu Almanlara dokunmadığı sürece Türklere yönelik bu iftiraları gerçek yüzünü anlatan yayınlar kaleme alınmamıştır.
Bu konuda önemli araştırmalar yapmış Justin McCharty’nin deyimiyle; Bryce Raporu ve Ermeni Soykırımı iddialar orta doğu tarihi için değil “PROPAGANDA TARİHİ” açısından önem taşımaktadır.
Cahit ALPTEKİN
26. 02. 2005
KAYNAKLAR
Justin Mc Charty, “Birinci Dünya Savaşında İngiliz Propagandası ve Bryce Raporu”, Yeni Türkiye Ermeni Sorunu Özel Sayısı, c.37, Ocak – Şubat 2001.
Yavi, Ersal, Emperyalizm Kıskacında Türkler, Ermeniler, Kürtler, Yazıcı Yayınları, Eylül 2002.
Osmanlı’dan Günümüze Ermeni Sorunu, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2001.
Solmaz, Gürsoy, Tanıkların Diliyle Ermeni Vahşeti, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2001.
Yıldırım, Hüsamettin, Ermeni İddiaları ve Gerçekler, Ankara 2000.
I. Dünya Savaşında Ermenilerin Türklere Yaptığı Katliam, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara 2000.
Justin McCharty,
Birinci Dünya Savaşında İngiliz Propagandası ve Bryce Raporu, Yeni Türkiye Ermeni Sorunu Özel Sayısı, c. 37, s. 474, 2001.
Gürsoy Solmaz, Tanıkların Diliyle Ermeni Vahşeti, Yeni Türkiye Yayınları Tarih Dizisi I, s. 33, 41, 57.
Daha fazla bilgi edinmek isteyenler Yrd. Doç. Dr. Gürsoy Solmaz’ın Yeni Türkiye Yayınlarından çıkan “Ermeni Vahşeti” isimli kitabına başvurabilirler.
Justin McCharty, Birinci Dünya Savaşında İngiliz Propagandası ve Bryce Raporu, Yeni Türkiye Ermeni Sorunu Özel Sayısı, c. 37, s.482, 2001.